23 Şubat 2008 Cumartesi

KORKULARIMIZ

Zamanın birinde genç bir savaşçı vardı.
Öğretmeni ondan Korku'yla savaşmasını istedi. Öğrenci günlerce Korku'yu aradı ve onunla karşılacağı günü bekledi.
Günün birinde o an geldi. Öğrenci bir tarafta Korku öbür tarafta duruyordu. Korku'ya baktı öğrenci ve Korku'nun karşısında kendisini çok küçük, zayıf ve korkmuş hissediyordu.
Korku hiddetle bağırdı: "Demek benimle savaşmak istiyorsun."
"Evet" dedi genç savaşçı ürkerek. "Ustam seninle savaşmamı istedi."
"Hadi savaşalım öyleyse..." dedi Korku.
"Şey... Seni yenmek mümkün müdür?" diye sordu öğrenci, sesi titreyerek.
“Belki.” dedi korku. "Benim silahlarım şunlardır: Çok hızlı hareket ederim ve sana çok yakın dururum. Benden korktuğunu görürsem seni alt ederim ve sana istediğimi yaptırırım. Benim kölem olursun o zaman."
"Ancak beni dinleyebilirsin ve bana saygı duyabilirsin. Benim dediklerimi yapmazsan beni yenebilirsin ve ben senin kölen olurum o zaman da.”

KENDİMİZİ NASIL KONTROL EDEBİLİRİZ?

Sevgili arkadaşlar,
Sadece evliliklerimizde ve aile yaşantımızda değil tabiki ama hayatın her bölgesinde caddede haklarımıza saygı göstermeden araba kullanan bir sürücü ile, alış verişte en kötüsünü bize vermeye çalışan satıcı ile, en çok dinlenmeye ihtiyacımız olduğu zamanda gürültülerine bir türlü son vermeyen bir komşu ile, veya söz verdiğini bir türlü yerine getirmeyen bir arkadaşla karşı karşıya kaldığımızda ne yapacağız?
Sözlerle, davranışla veya tavırlarla incindiğimiz zaman içimizde kabaran volkanla nasıl başa çıkabiliriz?
Siz böyle bir durumda nasıl davranıyorsunuz?
Hangi davranışınızın karşınızdaki kişiyi sakinleştirdiğini ve ortamı yumuşattığını keşfettiniz?
Bizlerle paylaşın. Birbirimizden öğrenelim.
Bu konuda yazmaya yakında başlayacağız. Sizin katkılarınızla tabiki.
Esen kalın!

13 Şubat 2008 Çarşamba

KAYNANA VE EŞİMİZİN YAKIN AKRABALARI İLE İLİŞKİMİZ

Aile büyüklerimiz her zaman bizler için önemli olmalıdır. Hatta Tevrat’daki ON EMİR’den bir tanesi “Annene babana saygı duy, onları onurlandır” der. Bizim kültürümüzde de anne ve babaya saygı ve onları onurlandırmak toplumsal bir değerdir.Hala pek çok ailede eşlerden birisinin annesi-babası o aileyle birlikte yaşar ve gerçek ailenin bir parçası olarak görülürler.

Ancak anne-babalarımızla ilişkimizi kendi ailemizle yani eşimiz ve çocuklarımızla ilişkimizden ayrı tutmayı da bilmeliyiz.O halde eşimizin annesi ve diğer yakın akrabaları ile nasıl onları hoşnut edecek bir ilişki geliştirebiliriz?
  • Sözlerimizle onları onurlandırabiliriz.İyi varsın; iyi ki benim annemsin (babamsın); senin hakkını asla ödeyemem!; sen olmasaydın ben ne yapardım!; benim için yaptıkların için sana çok teşekkür ederim veya ne kadar teşekkür etsem azdır; vs gibi.
  • Onlara sevdiğimizi söyleyebiliriz.
  • Onların ihtiyaçlarına duyarlı olabiliriz. Aynı şehirde oturuyorsak onları ziyaret edip bir ihtiyaçları olup olmadığını kontrol ederek onların alış verişlerini yapabiliriz veya destek olabiliriz.
  • Farklı bir şehirde oturuyorlarsa onları belirli aralıklarla arayıp telefonda sadece hatır sormanın dışında onlarla gerçekten ilgilenerek konuşabiliriz. Eşimizi ve çocuklarımızı da onlarla aynı şekilde konuşmaları ve telefonda zaman geçirmeleri için teşvik edebiliriz.
  • Tek olarak ve ailemizle onları ziyaret edebiliriz.
  • Onlara hediyeler alabiliriz. Özel günlerini hatırlayabiliriz.
  • Bizim kültürümüzde ve özellikle bazı yörelerde el öpmek çok önemli bir saygı ve onurlandırma ifade eder.
  • Onları evimize davet edebiliriz. Ve onları özenle ağırlayabiliriz.
  • Onların fikirlerine başvurabiliriz. Onların görüşlerini alırsak onlara değer verdiğimizi gösterir ve onları onurlandırmış da oluruz.