19 Mart 2009 Perşembe

DOĞRU TARTIŞMA

Adil bir şekilde tartışmak her çiftin üzerinde çalışması ve öğrenmesi gereken becerilerden bir tanesidir. Eğer doğru bir şekilde yapılırsa her tartışma veya anlaşmazlık evlilik ilişkisine çok şey katabilir ve hatta evliliğinizi güçlendirebilir.
Adil ve doğru tartışma için önemli olan bazı prensipleri sizlere hatırlatalım:
• Eşinize olan kızgınlığınızın içinizde birikmesine izin vermeyin.
• Eşinizle bir konuda konuşmanız güç ise onunla bir gün ve zaman konusunda anlaşmaya çalışın.
• Eğer eşinize karşı bir kırgınlığınız oldu ama üzerinden yedi gün geçmiş olmasına rağmen bunu ona açıklamadınızsa size önerimiz bu konuyu unutun gitsin.
• Tartıştığınızda sadece bir konu üzerine odaklanın.
• Kavgalar, tartışmalar sadece eşler arasında kalsın ve üçüncü kişiler olabildiğince bunlardan uzak tutulsun.
• Doğru bir tartışmada "belden aşağı asla" vurulmamalıdır.
• Konuşma sırasında “asla”, “hiçbir zaman”, “hep”, her” vs gibi sözcükleri
kullanmayın.
• "Geçmiş defterleri açmayın."
• Tartışırken dinlemeyi asla bırakmamak gerekir.
• Suçlamalar ve küfürlerden uzak durmanız gerekir.
• Bağışlamaya açık olun ve özür dilemeye de istekli olun.
• “Sen” le başlayan cümleler kullanmak yerine “ben”le başlayan sözcükler,
cümleler kurmak gereklidir.

KİBİR VE GURURUN EVLİLİĞE OLAN ETKİSİ

Kibir nedir? Sevgi olarak kabul edilmeyen veya sevgiyi yok eden durumlardan bir tanesi böbürlenmektir. Böbürlenmek kişinin kendisini başkalarının üstüne çıkarması, övmesi anlamına gelir. Bir davranış olan böbürlenmenin (övünmekte denebilir) bir tutum olarak kişiye yerleşmiş haline kibir diyoruz. Kibir kişinin kendisini diğer insanlardan üstün veya yukarıda görmesi halidir.
Kişiler kibirli olup olmadıklarının farkında olmayabilirler. Stresle karşılaştıklarında veya eleştiriyle karşılaştıklarında genellikle kibirli kişileri anlayabiliriz.
Kibirli kişileri davranışlarında nasıl görürüz? Sabırsız, bencil, övüngen, kaba. Bunların hepsi kibirli bir kişide bir seviyeye kadar görülebilir. Bir kaynakta gördüğüm ve sizler için çevirdiğim bu sınıflandırma kibiri anlamanıza daha da yardımcı olabilir.
KİBİRLİ BİR KİŞİ
• Kendi haklılığı ön plandadır; eleştiriseldir; yanlışlar bulmayı sever.
• Bağımsızdır ve kendine yeter.
• Haklı olduklarını ispatlama gayreti hissederler.
• Hakları konusunda hassastır ve hak iddia etmede çabuktur.
• Hizmet edilmek isterler.
• Başarılı olmak onlar için çok önemlidir. Kendi başarılarına odaklanırlar.
• Başkalarının hatalarını çabuk görürler.
• Eleştirildiklerinde öfkelenirler ve savunmaya çekilirler.
• “Yanlış yaptım” ,”özür dilerim” demek zor gelir
KİBİRLİNİN KARŞITI OLAN ALÇAKGÖNÜLLÜ KİŞİ İSE
• Merhametlidir; diğer insanlar için neyin iyi olduğunu düşünür.
• Başkalarına bağlıdır, başkalarına olan ihtiyacının farkındadır.
• Haklı çıkma haklarında vazgeçebilirler.
• Uyumlu bir ruh halleri vardır.
• Başkalarına hizmet etmek isterler.
• Başkalarının başarılarına hizmet ederek de tatmin olabilirler.
• Kendi yanlışlıklarına odaklanırlar ve daha iyi olmaya ihtiyaçları
olduklarının bilincindedirler.
• Eleştirileri alçakgönüllü ve açık bir biçimde kabul ederler.
• Hatalarını çabuk fark ederler ve gerekiyorsa özür dileyebilirler.


Kibir evliliği nasıl etkiler? Kibir ilişkileri öldürür. Kibir arkadaşlıkları, evlilikleri ve diğer ilişkileri yok edebilecek bir kanser gibidir. Birliktelikler için gerekli olan değerleri, takım ruhunu, alçak gönüllüğü, cömertliği yok eder. Bunlara karşılık acılığı, kırıklığı, yıkımı oluşturur.
• Kibir kişilerin kendilerine yettiklerini, başkalarına, eşlerine ihtiyaçları olmadığı mesajını verir.
• Kibir eşlerin kendilerini doğru görmelerine sebep olurken eşlerine de eleştirisel gözle bakmalarına neden olur. Kibirli kişiler hata arayan kişiler gibidirler. Yemeğin neresi kötü, temizliğin neresi eksik, kişinin neleri yanlış gibi eşlerinde ve onun yaptıklarında sürekli bir eksiklik görme eğilimindedirler. Buna karşılık kendilerini de dev aynasında görürler. Kendi hatalarını olabildiğince küçültürken karşılarındakinin hatalarını olabildiğince büyütme eğiliminde olurlar. Onlarla yaşamak zordur. Çok eski bir atasözü “Kavgacı kadınla aynı evde oturmaktansa, damın köşesinde oturmak yeğdir.”
• Kibirli kişiler her zaman haklı olmak gibi bir saplantıya sahiptirler. “Ben haklıyım ama sen haksızsın” düşüncesinin herhangi bir ilişkiyi geliştireceğini düşünebilir miyiz? Oysa kadının ve erkeğin karşılıklı olarak birbirlerine boyun eğmeleri, “birbirlerinin yoluna gitmeleri” ve birbirleriyle uzlaşmaları iyidir.
• Kibirli kişiler aynı zamanda özür dilemede de çok zorluk çekerler.
• Kibir kişileri kendi merkezli yapar. Kendi ihtiyaçları, bildikleri, yaptıkları diğer insanların, eşleri bile olsa, yaptıklarından daha önce gelir.

21 Kasım 2008 Cuma

İYİ BİR KOCA OLMANIZ İÇİN ÖNERİLER

2. Gazetelerde rasladığımız çarpıcı evlilik ve aile yaşamına ilişkin çarpıcı haberlere bazen burada sizlere aktarıyoruz. Yine çok yürek acıtan, yorumunu kendisinde bulunduran bir haber daha. Kocalara önerilerimiz için iyi bir içerik taşıyor ve kocaları olarak eşlerimiz üzerindeki yetkilerimizi (?) sorgulamamıza yardımcı oluyor.
Mutlaka pek çok koca bu haberi okuduğunda yürekleri acıyacak, olayı cahilce ve insanlık dışı olarak bulacaklar. "Ben asla böyle bir koca değilim. Asla böyle birşey yapmam..." diyecektir. Mutlaka doğrudur. Siz bu haberdeki koca gibi değilsiniz ve onun davrandığı gibi asla davranmazsınız. Ancak, acaba siz de kıskanç bir koca mısınız? Sizin kıskançlığınız eşinizi nasıl sınırlandırıyor? Lütfen bu haberi okuyun ve sorular üzerine düşünün.

E-mail aracılığıyla (kalkandelenler@gmail.com) veya SMS aracılıyla (0532- 392 1997) bize kendi kıskançlığınız veya eşinizin kıskançlığı hakkında yazın.

"Kocası izinsiz bakkala gitti diye öldürdü
Şanlıurfa'da garip mi garip bir cinayet!

Üç eşli Müslüm Bakır, nikahsız yaşadığı 24 yaşındaki iki çocuğunun annesi ve üç aylık hamile Aysel Çadır’ı, izinsiz bakkala gittiği için kıskanıp öldürdü.

ŞANLIURFA’NIN Ceylanpınar İlçesi’nde, evinde öldürülmüş olarak bulunan 3 aylık hamile 24 yaşındaki Aysel Çadır’ın annesi Hülya Çadır, kızının bakkala gittiği için ’kıskançlık krizine’ giren nikahsız eşi 40 yaşındaki Müslüm Bakır tarafından öldürüldüğünü iddia etti. İlçe merkezindeki Adana Mahallesi’nde geçen pazar günü meydana gelen olayda, polisi arayan biri resmi nikahlı 3 eşi bulunan Müslüm Bakır, birlikte yaşadığı 2 çocuk annesi Aysel Çadır’ı evde ölü olarak bulduğunu bildirdi. Olay yerine gelen polis, çelişkili ifade veren Müslüm Bakır’ı gözaltına aldı. Bakır, eve geldiğinde eşini öldürülmüş halde bulduğunu iddia etti ve “Düşmanlarımız öldürmüştür” dedi ancak tutuklandı.

Annesi: Kurtar beni demişti

Kızının ölümüne inanmayan 49 yaşındaki 5 çocuk annesi Hülya Çadır, taziye evinde sinir krizi geçirerek yüzünü tırnakla parçalayıp kanlar içersinde bıraktı. Hülya Çadır, “Ben çalışmak için İstanbul’a gitmiştim. Kızım gizlice beni telefondan arayarak, anne kocam ve kardeşleri beni sürekli dövüp tehdit ediyorlar. Kafama silah dayıyorlar. Ona ’Git derdini karakola anlat’ dedim. ’Anne ben dışarıya çıkamıyorum. Yardım edin’ diyordu. Ben de ona ’Kızım namustur, 2 çocuğun var. İdare et’ tavsiyesinde bulundum. Eşinin kendisini niye dövdüğünü sorduğumda bana bakkala gittiğini, sonra eşinin bunu öğrenince kıskançlık krizine girdiğini söyledi” diye konuştu.
"
Vatan Gazetesi

20 Kasım 2008 Perşembe

ARKADAŞLIK TACİZİ

Bir genç bayan okulda samimi olduğu karşı cinsten birisinin evine gidip gelmektedir. Gençlerin ilişkisi gayet masumdur. Bir araya geldiklerinde ders çalışırlar. Birbirlerine arkadaşlarından bahsederler. Genellikle de evde birileri bulunur.
Sonra bir gün genç kız aynı arkadaş tarafından yine evde beraber ders çalışmaya çağrılır. Genç kız tereddüt etmeden kabul eder. Eve gittiğinde evde kendilerinden başka kimsenin olmadığını fark eder. Biraz rahatsızlık duysa da arkadaşının teşvik edici ve rahatlatıcı sözlerinden sonra rahatlar ve konuşulduğu gibi ders çalışmaya başlarlar.
Bir süre sora genç erkek konuyu değiştirmeye okuldaki diğer kişilerden bahsetmeye başlar. Kız da bunlara cevaplar verir. Sonra sevgiye, aşka dönüşür konuşma. Bu yavaş ve yumuşak geçiş genç kızı tedirgin etmez. Aralarındaki samimiyete güvenmektedir çünkü. Sonra genç erkek kendisinden ve bu genç bayana olan ilgisinden ve sevgisinden bahseder. Genç kız şaşırmıştır, paniklemiştir ve arkadaşını kaybetmek istememektedir. Onun kalbini kırmadan arkadaş olarak kalmak istediğini ve ona karşı aynı duyguları beslemediğini anlatmaya çalışır.
Ama genç erkek duygusallıktan ilerisini yapmak, onu öpmek ister. Sonra kendini kaybedip kızın istememesine ve direnmesine aldırmadan ona zorla sahip olur.
Çocuklarımız daha ileri yaşlara geldiklerinde ve arkadaşlarının evlerine ders çalışmaya veya onlarla gece kalmalarına vb katıldığı zaman anne babalar olarak gözlerimizi açmamız ve onları olası tehlikelere karşı korumamız gerekir.
Cinsel taciz sık karşılaşılan bir konu. Ancak pek çok sebeple açığa çıkmıyor ve üstü kapatılıyor. Öncelikle aile bunun çevrede duyulmasını istemiyor. Böyle olursa toplumda kızlarına karşı bir tepkinin olabileceğini ve kızlarına bakışın değişeceğinden korkuyorlar. Kızları şimdi diğer erkekler tarafından da kullanılmaya açık bir hale gelebiliyor. Bunun en önemli nedenlerinden bir tanesi cinsel ilişki-taciz durumlarında açık bir taciz olsa bile kadın tarafından da bir hata olduğu düşünülüyor. Yani kız veya kadın bir şekilde erkeği davet ediyor veya kapı açıyor. Dolayısıyla aileler kızlarının başına gelenin bilinmesi durumunda pek çok kişinin çocuklarına bu gözle bakmasından korkuyor ve olayı saklamayı daha uygun buluyor.
Bu yaklaşım tarzında bir miktar haklılık bulmamak elde değil. Özellikle okula veya işe giden, topluma katılmak zorunda olan bayanların kendi durumlarını olabildiğince toplumdan saklamaları ve aile içinde tutmaları doğru. Ama olanı tamamen saklama, sanki olmamış gibi davranmaya çalışma da doğru değil.
Gizli kalmalarının bir diğer nedeni de, gazetelerde ve televizyonlarda son zamanlarda sık sık gördüğümüz şekliyle, özellikle kız ailesi tarafından namus davası haline getirilip genç kızın ölüm riski altında kalabilmesidir.
Genç kızlarınızı başta anlattığımız hikayedeki gibi zor durumda kalmamaları için neler yapabileceğimiz üzerinde durmak istiyoruz bugün.
Öncelikle bazı rakamlar vermek isteriz.
• Tanıdık biri tarafından tacize uğrama olasılığı tanımadığı birinde uğrama olasılığından 4 kat daha fazladır.
• Her 1000 bayandan 13’ü cinsel olarak tacize uğramaktadır. Bunların arasından en sık tacize uğrayan yaş gurubu 16-24 yaş gurubudur. Bu yaş gurubundan bir bayanın tacize uğrama riski 4 kat daha fazladır.
• 14-17 yaş arasında tecavüze uğrayanların %40 tanıdıkları tarafından taciz edilmektedirler.

Önce pek çok sebepten kızlar tacize uğradıklarında bunu kendi ailelerine açmak istemiyorlar. Neden?

• Kendilerini de bir miktar suçladıkları için aileleri tarafından yargılanmak, suçlanmak istemedikleri için veya onları üzmemek için bunu anlatmıyorlar. Yayılmaması ve ailenin toplum içindeki durumlarının zor duruma düşmemesi için de saklanabilir taciz. Genç tacizi çok yakın arkadaşlarıyla veya güvendikleriyle birlikte geçiştirmeye çalışıyor.
• Bazen genç kız kimseye ve özellikle de ailesine anlatamıyor çünkü tacizi gerçekleştiren kişi tarafından keskin bir şekilde tehdit ediliyor. Bu tehdit kendisine veya aile üyelerine zarar vermek, herkese söyleyip kendisini ve bütün aileyi toplumda zor durumda bırakmak üzerine olabiliyor.
• Tacize uğrayan tacizci tarafında bu olayın sorumlusu olduğu konusunda ikna ediliyor. Bu şekilde kişinin başkalarına gidip anlatması engellenmeye çalışılıyor.
• Öte yandan gençler iç dünyalarında olanları, özellikle de utandıkları konuları çevrelerindekilere anlatma konusunda ağır davranırlar ki bu onların yaşları gereği çok doğal karşılanması gerekir.
Bütün bunları göz önüne aldığımızda gencin etrafında bulunan kişilerin, ebeveyn, aile üyeleri, öğretmen vs tacizin belirtilerini bilmeleri ve belirtilere karşı duyarlı olmaları gereklidir.

Tecavüzün belirtileri-işaretleri nelerdir?

• Bedensel olarak kişi yürümede veya özgürce hareket etmede zorlanabilir.
• Bedenlerinde gözle görülebilen morluklar, izler vb görülebilir.
• Daha önce öyle davranmazken siz yanınızdayken soyunmakta veya giyinmekten kaçınmaya başlar. Çıplak olmaktan veya görünmekten aşırı derece çekinebilir.
• Okul başarısında birden bire büyük bir düşüş, öğretmenlerinden bu konuda şikayet alabilirsiniz. Okula gitmeyi istememe, evde kalmak konusunda ısrar etme, hastalık bahane etme gibi sebeplerle okul aksatılabilir.
• Geceleri kabus görmek, haykırarak veya ağlayarak uyanmak bazen yatağını ıslatmak vs görülebilir.
• İştahta birden bir değişim olabilir. Buna bağlı olarak hızlı kilo alma veya kaybı görülebilir.
• Cinsellikle ilgili daha öncesinde rastlanmayan, alışık olmadığınız şekilde veya bilgilerle cinsellik hakkında konuşabilir.
• Cinsel yolla bulaşan bir hastalık ortaya çıkabilir.
• İntihar teşebbüsü de tecavüze uğrayanlar için var olan bir belirti ve ristir.
• Anlaşılamaz, normal olmayan bir saldırganlık veya öfke hali sergilenebilir. Bu sebeple ilişkilerinde ani bozulmalar olur.
• Evden kaçabilir.
• Kendi içine kapanır, sessizce ağlar veya arkadaşıyla saatlerce içeride sizden gizlemeye çalışarak konuşmaya çalışır.

Çocuklarınız, gençlerinizi cinsel tacizden / tecavüzden korumak için şu önerilerde bulunacağız.


• Öncelikli olarak, anne-babalığınızı gözden geçirmenizi tavsiye ederiz. Eğer çocuklarınızdan uzak duruyorsanız, onların hayatlarına günlük yaşamlarına dahil olmuyorsanız bunu yapmaya başlamanızı tavsiye ederiz. Çocuklarınızın günlük yaşamlarında neler yaptıklarıyla, boş zamanlarında uğraştıklarıyla, zaman geçirdikleri arkadaşlarıyla ilgilenmeniz, bilmeniz önemlidir. Eğer okula yürüyerek gidiyorsa bazen onunla beraber okula gidin veya onun okuldan siz alın. Bu zamanda çevresindeki insanları gözlemleyin, onlarla ilişkilerine bakın. Onlarla tanışın vs. Arada sırada öğretmenini ziyaret edip durumu hakkında, onu rahatsız eden şeylerin olup olmadığı hakkında bilgi alın. Kişisel olarak tanımadığınız aileler ve arkadaşlarıyla uzun zamanlar geçirmesine fırsat vermeyin, önce onlarla tanışın.
• Çocuklarınız gençlerinizi yakından gözlemleyin. Davranışlarındaki ani değişimleri dikkate alın, önemseyin. Görünüşünde, alışkanlıklarında değişimlerin olduğunda bunları es geçmeyin.
• Çocuklarınıza kendilerine uygunsuz bir şekilde yaklaşıldığında veya davranıldığında bunu sizlere anlatmaları konusunda konuşun. Yetişkinlere saygılı davranmaları ama gerektiğinde hayır demeyi onlara öğretin. Çevrelerinde bir yanlışlık gördüklerinde bunu önemseyip uygun birisiyle paylaşmayı telkin edin.
Eğer çocuğunuz genciniz tacize uğramışsa nasıl davranmalısınız?
• Onlara inanmalısınız. Onların hikayesini kabul etmelisiniz ve onlara inandığınız göstermelisiniz.
• Size her şeyi anlatmalarını beklemeyin. Bazı şeyleri hala anlatmayabilirler. Onlara zaman tanıyın.
• Onları yardım almaya teşvik edin ama zorlamayın.
• Bu olayda onları suçlamayın. Onların mağdur olduklarını unutmayın.

PORNOGRAFİ VE BEYNE ETKİSİ

Pornografinin belki de hiç duymadığınız bir etkisinde bahsetmek istiyorum sizlere bugün. Bu yazının cevap vereceği soru: Pornografi beyni etkiler mi? Ya da pornografi beyni nasıl etkiler?
Bu konuda The Guardian gazetesinde 2005 yılında çıkan ve bir doktor olan Judith Reisman ile yapılan reportajında onun bulgularından ve sözlerinde aktarmak istiyorum sizlere. Yazının orijinalini bu sayfanın sonundaki link aracılığıyla İngilizce olarak okuyabilirsiniz.
Dr Reisman’a göre ponografi beyni etkilemektedir. Onun deyimiyle pornografi kişinin beynini fiziksel olarak yıpratmakta ve onları bir porno-zombi haline dönüştürmektedir. Pornografi beyinde uyuşturucu bağımlılığı etkisi yapan ve testesteron, oksitoksin, dopamin ve seretonin hormonlarının harmanlanmış bir şekilde açığa çıkmasını sağlayan bir “eretotoxin” dir. Bu kelimeyi daha önce duymamış olabilirsiniz. Erotik ve zehirleyici anlamına gelen toxin kelimelerinin birleşimiyle oluşturulmuş bir sözcük. Cinsel aktivitelerle birlikte beyinde açığa çıkan ve kişinin hayatına zararlı etkisi olan maddelerin birleşimine verilen bir isim.
Kişinin özellikle internet ortamında pornografiyle ilgilenmesi (kısa zamanda çok farklı sayıda imajla karşılaşılabilmesi, kişinin birde fazla duyularıyla birlikte katılabildiği vs için) yeni uyuşturucu türü olarak tanımlanmaktadır. Sadece bağımlığa yol açmamakta ama aynı zamanda kendi kendini tatmin gibi daha kişisel ve nispeten az zararlı bir eylemden cinsel fonksiyon sorunlarına ve çocuk tacizciliği, kadınlardan nefret etmeye kadar çok ciddi sorunlara neden olmaktadır.
Yine araştırmacılara göre pornografi bağımlılarının düzelmeleri kokain bağımlılarının düzelmelerinden daha zor olmaktadır. Çünkü kokain ve diğer fiziksel maddeler bünyeden bir süre sonra temizlenmektekiler ama pornografik imajlar (sesler, görüntüler vs.) beyine yerleşmektedir ve kalmaktadırlar.
Konuyla ilgili daha ayrıntılı bilgi almak için:
http://www.wired.com/science/discoveries/news/2004/11/65772
http://www.guardian.co.uk/science/2005/jul/14/farout